Mahallemizin Pub'ı

mahallemizde bir pub olacaktı abi. valla bak. olacaktı. ecnebinin en imrendiğim şeyidir pubları ve pub kültürü. anca adam gibi rakı içerken atarım o ezikliği üstümden.
*
mahallemizin pub'ı abi düşünsene. akşam evde tek başına daralacağına, çıkacaksın oraya. en azından senle beraber üç-beş kişi daha olacak. tanıyacak o adamlar seni, yahut kadınlar. neyse ne. ilk aşkını bilecekler mesela, ne kızdı be filan diyecekler. sonra oradan bir bokyedibaşı çıkacak, evlenmiş o diyecek. hassiktir diyeceksin içinden, ben sanki bilmiyorum. paşa paşa müziğini dinleyeceksin, 3-5-8-15 artık kaç tane içeceksen o kadar içeceksin birayı. sapıtmadan. sonuçta mahallemizin pub'ı. işleten adam boondock saints'deki gibi bir adam olacak. yaşlı olacak ama fırlama olacak. sonuçta bizim gittiğimiz yer, ya biz ona benzeyeceğiz yahut o bize.
*
mahallenin pub'ında içeceksin ilk içkini, baban götürecek mesela. baban da orada içecek, denk gelmemeye çalışacaksınız, yazıya dökülmemiş kural gibi. bok gibi samimiyet olacak, ama yılışık olmayacak hiçbirşey. istediğin şarkıyı çalacak barmen abi sen istediğinde, ama sen de yarım saatte bir şarkı istemeyeceksin. en fazla günde bir tane. haftada bir daha idealdir sanki ama, maksimum günde bir tane. hele ki kendin şarkıyı değiştirmek için barın arkasına geçmek? asla. barın arkasına geçmeyi düşündüğünde daha yiyeceksin o "sarı kart" bakışını. mesafeli olacak ama samimiyete engel olmayacak bu.
*
köşesi olacak mahallenin pub'ında, her zaman oturmadığın. arkadaşların bilecek ki, oraya oturduğunda sana dokunmamak lazım o gün. sessizce içeceksin, hayal meyal duyacaksın tanıdık sesleri fonda. kendini güvende hisettirecek o sesler, ama konuşmayacaksın kimseyle, konuşacak bir şey olmayacak ve sen göz önünde olacaksın. masanda bir bardak, önünde bir paket sigara, üstünde zippo'n. tuvalete giderken arkana bile bakmayacağın, tüm eşyalarını toplamayacağın bir yer olacak.
*
eşin de gelecek günlerden bir gün pub'a. daha evlenmemiş olacaksın, o merak edip gelmek isteyecek, sen de heyecanlı heyecanlı anlatacaksın, "şuradaki taburede içmiştim ilk defa bira" diye. şu uzun boylu adam var ya, yıllarımız geçti beraber diyeceksin, can dostumdur o benim diye. o da uzaktan "cheers" edecek sana, güzel bir tebessüm ve baş işaretiyle.
*
işin değişecek, evin değişecek, belki eşin bile değişecek. sen de değişeceksin bazı zevklerin haricinde. ama pub'ın değişmeyecek. oraya her gittiğinde "işte burası benim" hissi dik tutacak omuzlarını. kartı evde mi unuttum, lan cebimdeki para yeter mi acaba, hiç de sevmem tanımadığım bilmediğim yerleri gibi replikler hiç olmayacak hayatında. sıkı bir aidiyet duygusu olacak, yeterli olacak.
*
günün birinde etrafında senin gibi gençler göreceğin bir mahalle pub'ı olacak abi. otuz kırk sene öncesine gideceksin, babanın sana ilk içirdiği birayı göreceksin onlarda. belki baban bile olmayacak artık ama, sen devralmış olacaksın. kral arthur'daki "elde kılıç savaş alanında ölmek bizde bir aile geleneğidir" repliği, "haftada bir bu pubda kadeh kaldırmak aile geleneğidir" olacak sende.
*
belki sen de bir gün çocuğunu götüreceksin Pub'a içki içmek için. hiç farketmez cinsiyeti. benden öğrensin bunu içmeyi diyeceksin. gençliğe girdiğinde oturduğu hiçbir masada öyle düdük gibi kalmayacak, her şeyi içmesini bilecek. belki de hiç öyle bir durumun olmayacak, 20nde nasılsan 60ında da aynı şekilde yalnız gideceksin, soran, merak eden olmayacak. ama o Pub olacak abi, olacak.
*
olacak abi, illaki olacak. bir mahalle Pub'ın olacak. artık sen olmadığında, duvarında senin gençliğinden, yaşlılığından, gülümseyen, kadeh kaldıran soluk resimleri olan bir mahalle Pub'ın olacak anasını satiim. Sen olacaksın Pub, Pub sen olacak.
*
Ait olduğun bir yer olacak.

8 Sapan Eklenmiş Bu Saçmaya:

efsa dedi ki...

Bende oranın sahibi olem mi? olem olem :)))

Curly dedi ki...

Yazıyı okurken kendimi amerikada yaşayan birinin yazısını okur gibi hissettim :) Bizim pub larımız birahanelerimiz ayrıca çoğu sokaktada var yada buna kahvehanelerimiz diyelim :) pub olarak hayal ettiğin çoğu şey oralarda da var. Yanlışmı biliyorum...

91 dedi ki...

@efsa; o pub boondock saintsdeki amcanın olmalıydı :) sen müdavimlerden ol, daha güzel olur, iş başında olmadığından karşılıklı içeriz arada :)

@Curly; böyle müzikle, müdavim insanlarıyla filan hayal ettiğim için, Pub hayal ettim. kahveye hiç gitmedim, o yüzden ortamını bilmem, mahallemizin biraanesine de sıkça giderdim bir arada, orada da yalnızdım, o yüzden hayallerimi tam karşılamadı işte :) çoğu şey olsa da orada, birşeyler eksik kalıyor, aidiyet gibi mesela.

Damlo dedi ki...

sen gittiğinde jest olsun die bi çerez tabağı gelir masaya sonra sevdiğin -hep istediğin- şarkı çalar, barmenle bi bakışırsınız bi gülümseme belirir ve önüne dönersin birandan bi yudum alırsın.

S dedi ki...

tam olarak, how i met your mother'daki o pub geliyor aklima benim de :)

ve en cok istedigim seydir bu evet. arkadaslarimizla en ama en cok konustugumuz sey. lan keske bir pub olaydi da hep oradaydik diye hayaller kurdugumuz.

ama yok ne yazik ki. ne istediginizi gercekten cok iyi anliyor ve ayni uzuntuyu paylasiyorum sayin doksanbir.

91 dedi ki...

@eğreltiotu; işte tam anlamıyla buydu hissiyatım. o bir bakış, çalınan bir şarkı, belki de o amcanın gelip sırtına iki vurması, "siktiret" demesi. o kadar güzel olurdu ki :(

@feykenciiil; diziyi izlemedim, bilmiyorum ama hissiyatımız aynı, güzel olurdu be olsa. valla. mahallemizin Pub'ı. bizim. bizden.

Evren dedi ki...

ben acaip severim o pub kültürünü... ecnebinin nesine özenirsin deseler pubına yar pubına ölürüm ben pubına diye şarkı bile söylerim o kadar olur yani...

91 dedi ki...

kıbrısta kısmen yaşadım onu ama, şöyle has bir irish pub müdavimi olsam, hayat amacım gerçekleşirdi vallahi :)